..Gülümse o zaman daha az yakar belki göz yaşların gözlerini - Blogcu



..Gülümse o zaman daha az yakar belki göz yaşların gözlerini

20/3/2009 - Küfrüm edebimi aştı bu gece

Kategori: Yurek

 
 
Küfrüm Edebimi Aştı Bu Gece

Sen benim gözümde bir hiçsin artık,
Nefretim aşkımı aştı bu gece
Bugün ki sözlerin söz müydü artık
Son sözün sabrımı aştı bu gece

Kolayca bitsin bu diyemedin de
Salladın savurdun basiretsizce
Hiç mi ders almadın onca gezdik de
Yağmurun rahmeti aştı bu gece

Yürümeyen neydi,ilişkimiz mi?
Günüm sensiz bomboş deyişimiz mi?
Sensiz yaşayamam çelişkimiz mi?
Yalanın doğrunu aştı bu gece

Evlenmek hayali kapımda idi
Giriş kat evimin boyası yeni
Mobilyan,takımın, alınmış idi
Vuslatım tadını aştı bu gece

Yemedim yedirdim ne varsa sana
Üç kuruşum olsa verirdim daha
Memurdum yoksuldum hatırlasana
Hafızam haddini aştı bu gece

Ayakların donmuş,üşümüştün de
Gece yatamamış üzülmüştüm de
Bir ay oruç tutup yememiştim de
O çizmen boyunu aştı bu gece

Yapılan söylenmez, gelmezmiş dile
Allahtan beklenir kul bilmese de
Kızgınlığım buna, sebep ise de
Sabrım miadını aştı bu gece

Onca gez toz benle,seviyorum de
Sonra git nişanlan bir de ona de
Şerefsizlik değil, nedir bu söyle
Küfrüm edebimi aştı bu gece

Sana son bir sözüm, nasihatım var
Aldığım ahlakla bir terbiyem var
Seni doğurana ana deyip geçmek var
Saygım adabımı tuttu bu gece
Gönlümün romanı bitti bu gece
Hangisine yansam şimdi gün gece
Ömrümden beş yıl gitti bu gece
 

Bedirhan Gökçe

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/2/2009 - İçimdeki Boşluğa Düş...Ben Tutarım Seni.

Kategori: Yazilar


Bir yaşamı avuçlarına alıp gecenin sessizliğinde kaybolmak; dalgın bakışlarla...

Kimin adını savursam boşluğa hep bir harf gelip takılır yüreğime...
Susmuyor alfabenin başındaki harf de; sonundaki harf de...
Araya kaynayanları saymaya gücüm yetmez...

Balkondaydım....
Az önce...
Azalarak...

içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?

Hangi günlüğün kapağını açsam rüzgar esip geliyor bugünüme...
Dışarda hain bir yaz kavurmaktan uzak..
Düşler yangın yerindeyken, düşsüzlük almış başını gidiyor...
Sayıklayan bir bedenin, hiçbir sese yetişemeyen görüntüsü salınıyor karanlıkta...

Şehir içine akıyor ...
Şehir içime akıyor...
Kanmadan kanıcaklarıma , alıp başımı sureti olmayan bir gidişe doğru yola çıkıyorum....


içimdeki boşluga düş... ben tutarım seni ?

Aldırmadım...

Ne sana ne sen'li kuşkuların gölge oyunlarına...
Bir yerlerde soğuk bir rüzgar devralıyor geceyi...
Hissetmekten uzak bedenim, gelen çağrıya 'hayır' demiyor...

Gel diyor düşlerin yolcusu, gel ve sarıl bakışlarıma...
Bir dal aramalı mıyım diye düşünürken, çatırdayan sesinle irkiliyor bedenim...

Sesler kapılarıma dayanıyor..
Sesler adımlarıma düşüyor...

Yoksunluğuma karışıyor çürümüş bakışlarımın...
Tetikte tek bir can, kurşun soluğunda...

içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

Ya vazgeçip siyah bakışlarından düşeceğim; ya da savaşıp kokuna katacağım beni...


Gece bakışları...
Saatte bilmem kaç; kaç kilometre hızla aşktan düşüyorum...

sen içimdeki boşluğa düş... ben tutarım seni ?

KAHRAMAN TAZEOĞLU

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/2/2009 - Bende kar tanelerin var Sen gibi İçimde.. Hep orda kalacak olan







KAR ŞİİRİ  

 

Karın yağdığını görünce

Kar tutan toprağı anlayacaksın

Toprakta bir karış karı görünce

Kar içinde yanan karı anlayacaksın

 

Allah kar gibi gökten yağınca

Karlar sıcak sıcak saçlarına değince

Başını önüne eğince

Benim bu şiirimi anlayacaksın

 

Bu adam o adam gelip gider

Senin ellerinde rüyam gelip gider

Her affın içinde bir intikam gelip gider

Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın

 

Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi

Öyle kar yağdı ki elim üşüdü

Ruhum seni düşününce ışıdı

      Her şeyi beni anlayınca anlayacaksı



SEZAİ KARAKOÇ
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/2/2009 - HANZALA

Kategori: _ocugun gozleri





En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti. Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.

Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu.

Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi.

Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı ..

Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, İsrail, kendisine en az çocukların attıkları sapan taşları kadar büyük zarar veren bu çizgi karakterin çizerini ortadan kaldırmakta görüyordu çareyi..


Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz’u gösterirken, Londra’da bir caddede bedenine saplanan mermilerle yere yığıldı.
Yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırıldı. Bir ay süreyle hastanede yaralı olarak tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamıyor ve 29 Ağustos 1987′de Şehadet şerbetini içiyordu.
Ali, 1937′de Tabariye’nin Şecere köyünde dünyaya geldi. Yüz binlerce Filistinli gibi o da 1948 yılında topraklarından sürüldü. Filistin toprakları üzerine İsrail Devleti kurulduğunda, ailesiyle birlikte Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti yakınlarındaki Aynül Hilva Mülteci Kampı’na sığındı ve canını kurtardı. Kampta her Filistinli gibi acılar içinde yaşadı. Ama çaresizliğe kapılmadı, zulme teslim olmadı.


Ölümünden sonra Naci Ali “Kanı ile Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya. Hanzala kendini şöyle tanımlar: “Ben Hanzala. Babamın adı: Önemli değil. Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948′i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar. S.T.) Kız kardeşimin adı. Fatıma. Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.”


En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti. Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.

Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu.

Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi.

Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı ..

Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, İsrail, kendisine en az çocukların attıkları sapan taşları kadar büyük zarar veren bu çizgi karakterin çizerini ortadan kaldırmakta görüyordu çareyi..


Kendisini bir karikatür sanatçısı olmaktan çok, halkının davasına adamış isim olarak yaşamayı tercih eden Naci El Ali, takvimler 22 Temmuz’u gösterirken, Londra’da bir caddede bedenine saplanan mermilerle yere yığıldı.
Yaralı olarak en yakın hastaneye kaldırıldı. Bir ay süreyle hastanede yaralı olarak tedavi gören Naci Ali, bütün müdahalelere rağmen kurtarılamıyor ve 29 Ağustos 1987′de Şehadet şerbetini içiyordu.
Ali, 1937′de Tabariye’nin Şecere köyünde dünyaya geldi. Yüz binlerce Filistinli gibi o da 1948 yılında topraklarından sürüldü. Filistin toprakları üzerine İsrail Devleti kurulduğunda, ailesiyle birlikte Lübnan’ın güneyindeki Sayda kenti yakınlarındaki Aynül Hilva Mülteci Kampı’na sığındı ve canını kurtardı. Kampta her Filistinli gibi acılar içinde yaşadı. Ama çaresizliğe kapılmadı, zulme teslim olmadı.


Ölümünden sonra Naci Ali “Kanı ile Filistin’i çizen sanatçı” olarak tanındı. Naci Ali, geride 40 bin eser bıraktı. Her çizgisinin altında sırtı okuyucuya dönmüş küçük bir çocuk vardır. Hep 10 yaşındadır. Çünkü Naci El Ali yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, Filistin dramını haykırır dünyaya. Hanzala kendini şöyle tanımlar: “Ben Hanzala. Babamın adı: Önemli değil. Annemin adı: Nakba (Filistinliler işgalin ardından Filistin topraklarında İsrail Devleti’nin ilan edildiği 15 Mayıs 1948′i Nakba yani büyük felaket günü olarak tanımlar. S.T.) Kız kardeşimin adı. Fatıma. Ayakkabı numaram: Bilinmiyor. Çünkü ben hep yalın ayakla dolaşırım.” 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

27/1/2009 - GÜLÜMSEYİŞ




hafif acı bir gülümsemeyle gözlermi açıyorum güne
kalmışlıklarımı görüyorum hayatta ve zamanda
gözlerimi her kapayışım seninle bir başka buluşma
duyduğum her ses te senden bir parça buluyorum
seni Tekrar defalarca izlemek istiyorum sevdiğim herşey gibi
sadece onlardan cok daha fazla bir tutkuyla
tutuğum her görüntü orda duruyo ana ve zamana kazılı
nefes alıyorum derin derin  belki ulaşırım umuduyla
artık süslü cümleler zev vermiyo sana olan duygularımı anlatmakta
yalın olanları kladı sadece sana olan sevgimin özü gibi
her noktamda nakşetmişsin suyun çiçeğe işleyişi gibi
her soluğum her adımım çiçeğin suya koşması gibi
benliğim sende kavrulmuş mzrabın teldeki hareketleri gibi
yutkunuyorum yetmiyo öıkmıyo daha fazla şey var içmde
söylemek istediğim senle alakalı sana hitap
yetmiyo gücüm varmıyo ellerim yetmiyo dilim
anlatamıyorum ifadelerim kifayetten yoksun ve yalnız sen yokken
yalnızca evet  yalnızca bir yere uzanım seni gökyüzünde izlemek isiyorum
sensizken sana dair hayal kurmak ve sadece onlara tutunmak ve sadece rabbime sığınmak
yalnzca ondan medet ummak..sadece ondan diliyorum...
 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/1/2009 - Ağlayan çiçek

Kategori: Yurek


Kalpler parlamadıkça kibirler ezilmedikçe her yitişin peşinden bir sonraki gelecek ve geliyor
hic geceleri duymazmısınız durduk yere hic bir manası yokken üzüntü yokken sevinç yokken
herşey durağanken başını yastığa koymuşken gözünden damlayan yaşı hic idrak edemeyiz
ne diye aktığını ilk farkettiğinde göz toz dersin ikinici karşılaşmanda hayırdır inşallah
dersin ve bu artık sürekli oluyosa eskilerin evlerindeki ağlayan çiçekleri hatırlarsın ve
perdeler aralanır herşeyin ilk farkedişin orda kalbin ruhun ağlıyordur herşeye rağmen
sen mutluluk  mutsuzluk la ağlandığını zannedersin sadece ama öyle deildir işte ruh senden ayrı olarak dünyaya herşeye damla damla
yaşlar bırakır hem senin yaptıklarının kefareti olsun hem dünyanın kefareti olsun diye fakat hic anlamayız biz nefsimize isyan eden ruhumuzu
senin adına senden habersiz göz yaşı döken ruhunu hic anlamayız anlamayız eskilerin evinde evdeki olaylara üzülen ve damla damla yaş akıtan çiçeği şaka zannederiz annelerimize annelerimize sorduğumuzda bize yavrum bu çiçekler sahiplerine ağlar dediklerinde ama bir sabah çiçeğin yapraklarındaki damlaları kendin bir bezle silerken sende anlarsın ağlayan çiçekleri onlar aynen bizim ruhumuz gibidir bizim yerimize ağlarlar bizden bağımsız dünyaya inat bizlere inat...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

24/1/2009 - ..Gülümse

Kategori: Yazilar


..Gülümse o zaman daha az yakar belki göz yaşların gözlerini

..Karanlık hücrenin küçücük penceresinin parmaklıklarından bakıryosan hayata

..Bir gün kaybedersin renkleri işitemezsin sesleri

..Kalbin soğumaya başlar yavaş yavaş

..Sonunda esiri olursun gölgelerin

..Sakın haa!!! yaşamak güzel herşeyiyle güzel..

..Yağmurda ıslanmak o billur damlaları göz kapaklarında hissetmek

..Bem beyaz karlarda uzanıp pamuk şekeri bulutları izlemek

..Issız bucaksız kırlarda.. kokuları benliğini çocuklaştıran çiçeklerin içinde koşmak güzel

..Güneş sinsice yakarken tenini buz gibi suyu hissedebilmek

..Baharda yağmurdan sonra güllerle karışmış yaprak kokusunu duyabilmek

..Akşamın kızıllığında sevgilinin gözlerinde güneşin batışını beklemek güzel..

..Narin kırılgan ellerini sevgilinin ellerine alıp

..Yanağında sıcaklığını hissettiğinde dudaklarının

..Tüm benliğinle sevildiğini hissetmek

..Yaşamın anlamını soranlara bunları anlatabilmek güzel..

..Hatta yorulmak güzel , dinlenirken hazzıyla başarının..

..Susuzluk güzel ıslanırken kurumuş dudakların..

..Ayrılıklar bile güzel , çünkü gizemli kapısıdır yeni başlangıçların..

..O halde gülümse doğan güneşe insanlara çocuklara dünyaya..


..Yaşama gülümse..!

..Çünkü hiç bir şey bitmez sen istemedikçe

..Yapılanlar kötü değildir sen hissetmedikçe

..Dünya sensin hayat sensin senin aleminin prensi yada prensesi sensin

..Öyleyse gözlerin dolu dolu olsada gülümse

..O zaman belki daha az yakar göz yaşların gözlerini...

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

21/1/2009 - BİR GÜN

Kategori: Yazilar


Bir gün ermişlerden birine sormuşlar !sevginin sözünü edenler ile  sevgiyi gerçekten      yaşayanlar arasında farqk nedir diye?
"bakın göstereyim" demiş ,ermiş.
Bir sofra hazırlanmış bu sofraya sevgiyi dilinden düşürmeyen ama dileden gönüle indirmeyen kişileri çağırmışlar.Hepsi yerlerine otırmuşlar.Derken ,sıcak çorbalarve arkasından da "derviş kaşığı denilen bir metre boyunda kaşıklar gelmiş..
Ermiş" Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz"
diye bir şart koşmuş"Öyke kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok ."Peki"demişler ve çorbayı içmeye başlamışlar.Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden ,sofradaki hiç kimse,çorbayı döküp saçmadan bir türlü ağzına götürememiş.Öylece aç aç kalkmışlar sofradan .Onlar sofradan kalktıktan sonra,ermiş .
         Yüzleri aydınlık ,gözleri sevgiyle gülümseyen göreni gülümseten insanlar oturmuş usulca sofraya .Ermiş "Buyrun bakalım deyince her biri uzun saplı kaşığını çorbaya daldırıp karşısındakii kardeşine uzatıp  içmişler içmiişler çorbalarını .Böylece her biri diğerini doyurmuş olarak,kalkmışlar sofradan..
İşte demişermiş ."KİM Kİ HAYAT SOFRASINDA YALNIZ KENDİNİ GÖRÜR VE DOYMAYI DÜŞÜNÜRSE O AÇ KALACAKTIR.
KİM Kİ İKARDEŞİNİ DÜŞÜNÜR DE DOYURURSA O DA KARDEŞİ TARAFINDAN DOYURULACAKTIR ŞÜPHESİZ ..HAYAT PAZARINDA ALAN DEĞİL VEREN KAZANÇLIDIR ELBET ÖYLE GÖRÜNMESEDE...

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/1/2009 - ufaklık

Kategori: Yurek



yoruldum ,günler boyu seni düşünerek ,seni yaşatmaya çabalamaktan
titredim usulca gecelerce süren haraplıklarda ve bitap düşüren izlerden
utandım,utandımkendi yalancı gülüşlerimden,utandım bile bile yalan dünyada var olmaktan.
hep gözlerindeki hüzünü hatırladım kendi hüznüme her dalışımda seni andım herşeyimle
sarıldım sana bırakmak istemedim biliyomusun sımsıkı sarılmak bırakmamak istedim
hep güzel andım seni tebessümlerini anımsadım daha cok acıdım için için
bir zaman bir sıla bir mevsimden sesini hatırladım yıldızlı bir gecede
belki cok mevsimler ve sılalar gecmişti aslında anlayamadım
sürekli seni yaşar oldum gülüşümde ,ağlayışımda oldum
arkadaş sohbetinde yakaladın güneşe karşı an oldun anlamsızca boşluğa tebessüm ettim
yağmurun ortasında kaldırımın sonuna koşmak istedim seni gördüğümü sanarak
ölmek istedim yaşarken karanlıkta yok olmak istedim sen yoksun diye
çocuklarda aradım seni seni gördüm onlarda sevdim her birini sen diye
çirkefliklere saldırdım belki bensiz rast gelirlerde sana bir tutam zararları dokunur diye
güzel geldin hayatıma aşk gibiydin sen oldum her kapı önene dikilişimde ağlamak istedim
ağlamadım içimden akıp gidersin diye korktum kendimden sakındım seni
senden öncesi varmıydı hatırlamaz oldum hep seni hatırlar oldum
umursamazmısındır demiştin bana bir gün herşeyi umursar oldum senle
yaşarken ölü olduğumu anladım seninleyken zamanı hatırladıkca
sensizliğim tekrar ölüşüm oldu ahireti beklemeye başladım seni bir kez daha görürüm arzusuyla ...tebessümlerin ,kahkahaların, yaşların ,sevginin hepsi senin olsun..
yeterki hüzünle titreyen gözlerin bi kere daha parlasın sevgiyle bensizken.. gülemez oldum gülüşlerim yalan oldu utancım oldu ufaklık

.



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Özde olan dünyanın yanılsamaları ...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blogcu Yardım
sumisalii
Muradiyar

Bicak Sirti YanYana - Funda Arar